Home / Genel / Onuncu köyden kovulmayın

Onuncu köyden kovulmayın

Dürüstlüğünüz sayesinde, bir gün dokuz köyden de kovulduktan sonra onuncu köye varacaksınız. Sımsıkı tutunun bu köye, çünkü memleketiniz kadar samimi ve sıcak olacaktır size karşı. Burayı sakın kaybetmeyin, hayatınızın cenneti onuncu köyünüzden kendi hatalarınız yüzünden kovulmayın. Günlük yaşantı içerisinde farkında olmadan bu atasözünü pek çok kez yaşıyoruz hepimiz. Evet; ‘’Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.’’ Güveninizin olmadığı köyler bırakın sizi kovsunlar. Onuncu köy en güzel mabediniz olacaktır. Ancak iletişim sorunları ile bunu kaybedebilirsiniz; bunun sebebi iletişim kelimesinin anlamını yitirmesidir.

Bilir misiniz radyo tiyatrosu vardı eskiden? İnsanlar oyunu dinleyerek hayallerinde canlandırırlardı. Kulaklarımızla görürdük kısacası. Şuanda ismini dahi bilinmiyor çevremizde. İletişim de, insanlar arasında taşıdığı anlamı kaybedenler listesine girmek üzere. Cep telefonlarıyla konuşmak, mesajlaşmak, internet üstünden prim yapan araçlarla konuşmak değildir. İletişim konuşarak yapılmak zorunda değildir. Gerçek aşklarda olduğu gibi gerçek bir iletişim göz göze kurulabilir, el hareketleriyle kurulabilir, gerçekten iyi bir bağlantı kurduğunuz kişi hiçbir şey demeden bile o anki halini anlayabilirsiniz yan yanayken.

Onuncu köyünüz tamda böyle güzel insan ve insan ilişkileri ile dolu iken yapmamanız gereken 9 köyün 9 kötü davranışı var elimizde, haydi başlayalım;

Liderlik

Doğuştan liderlik ruhuna sahip birisi olsanız dahi unutmayın ki liderlik sadece iki yerde önemlidir; biri iş hayatınızda, diğeri gerçek bir savaş sırasında. Arkadaş ilişkilerinizde, özel yaşamınızda, insanlarla olan duygusal ve sosyal bağlantılarınızda liderlik ruhunuz ve konumunuz sizi sadece itici biri yapmaya yarar. Çünkü insanlar eşittir ve öyle kalacaktır, bu kural insanlara karşı acıma ve yüksek gözükme davranışlarını da yapmamayı getirir ardından. Günümüz dünyasında bile ülkeler tek liderlik altında yönetilmeyi kabul etmiyor. Unutmayın; çevreniz bir yarış sahası değil. Rakipleriniz sadece iş ve savaş durumlarında olabilir. Ki bunlarda gerektirdikleri koşullar altında eşit şartlarda sağlanan rakiplikler olmalıdır. Bu durumda bile sizi lider seçen birileri olmalıdır. Kendi farkındalığınızı yaratın! Sizi lider seçenler aslında sizin liderinizdir.

Önyargı

Şüphesiz ki en tehlikelisidir önyargı; insanı dış görünüşünden, söylediği bir kelimeden, yaptığı bir hareketinden ilk saniyede yargılayabilir, bu yargılar sonucunda onun kötü birisi olduğu kararına varabilirsiniz. Zaman geçtikçe en iyi dostunuz olacaktır. Ya da tam tersi en iyi dostunuz olarak 1 günde verdiğiniz kararınız ileride size en azılı düşmanınızı getirebilir. Ön yargı; size zarar verebileceği gibi, karşınızdaki iyi kalpli insanların da kalbini paramparça eder.

Evet Demek Serbest!

İlk adım olarak evet demeyi öğrenmelisiniz, olumlu düşünceleri etrafınızda barındırmak hiçbir şey yapmasa da sizi mutlu edecektir. Mutlu olan bir birey yaptığı işe daha iyi odaklanır, kısacası motivasyonu tam sağlanmış bir insandan olumsuz bir yapı çıkmaz. Çevrenizdeki insanlara, komplo teorilerinden, bu yemeğin tuzundan, şu kahvenin şekerinden şikâyet etmeye başladıysanız hemen vazgeçin. Çünkü size değer verenler bir süre sizin için en iyisi olsun diye çabalarlar, daha sonra problemin sizde olduğunu fark eder ve bu sefer sizden kaçmak için çabalarlar. Çevrenizdeki herkese evet demeyin, tedbirli olun ancak; hayata, gülücüklerinize, yaşamaya ve bunun içinde sevdiğiniz her kim varsa evet diyerek hem kendinizi hem çevrenizi mutlu edin. Çünkü olumlu düşünmenin baş kuralı ‘’Evet’’.

Kabalık

Söylediğiniz kelimelerden ibaret değildir kabalık, bir bayanın karşısında ve ya yanındaki oturuşunuz, toplum içerisinde gözlerinize hâkim olamamanız, hatta aklınızın içinden geçirdiğiniz düşüncelerin birçoğu kabaca olabilir. Ancak bunu çevreye yansıtırken yontmanız gerekir. Toplum içerisinde nezaket denen hoş bir mecranın uygulanması için herkes üstüne düşeni yapmalı. Her zaman doğruyu söyleyin, ancak kalp kırmadan can yakmadan, bazen doğrular bir ok gibi saplanır insanın kalbine. Doğru olduğunu her iki tarafta bilse, yine de acıtır. Çünkü insanoğlu; kendi uydurduğu yalanlarına kendisi inanmaya bayılır. Mutlu olmak için seçilen en kötü yollardan biri yalan üstüne mutluluk kurmaktır. Bu yüzden yoracaktır söylediğiniz doğrular onu, en akıllıca olanı kaba olsa da olmasa da nezaketi elden bırakmadan ve olabildiğince yavaş anlatılmalıdır hassas konular.

Asosyal Medya

Uyuşturucuların baş tacı, en etkili silahı; karşınızda ‘’Sosyal Medya’’. Aslında medya demekten bile çekiniyorum bu garip internet sitelerine. Aslen medya insanın kendi yorumlarını kattığı güncel haberlerin doğru bir biçimde kamuoyuna aktarıldığı mecradır. Sosyal medya tam tersi sizi kandıran yalanlarla dolu, soracaksınız sizin yok mu diye. Maalesef var ve ben olabildiğince yoksul kalmaya çalışıyorum bu araçlardan. Çünkü sosyal medyanın en önemli uyuşturucu etkisi beyninizi alt ederek sizi asosyalliğe doğru çekmesidir. Aynı okyanustaki girdap gibi. Bana sorsanız denizdeki girdapta boğulmayı tercih ederim, bilgisayar karşısında boğulmaktansa. Tavsiyem şudur; arkadaşlarınızda toplantınızda şu şartı koşun ‘’elektronik cihazların sesini kısmak mecburidir.’’ Bu herkesin ilgisini çekecek; ‘’Acaba ne anlatacak?’’ sorusunu getirecektir akıllarına. Buluşma öncesinde internetinizi yararlı bir amaç için kullanın ve o gün neler yapabileceğinize şöyle bir göz atın. Bir tarihi esere gidin havasını koklayın, hiç bir şey olmuyorsa telefona yazacaklarınızı bir kâğıda yazın hep beraber, daha sonra ortaya çıkan entrikaları, dedikoduları, komiklikleri bir okuyun. Bu sizin de hoşunuza gidecek.

Ben-Cil

‘’Siz çok değerlisiniz, hepiniz, tek tek.’’ Bu cümleyi arkadaşlarınız arasında olur olmadık yerde söyleyebiliyorsanız ve gerçekten böyle hissedebiliyorsanız bencillik probleminiz yok demektir. Filmlere konu olmuş en iyi en can alıcı günahtır Bencillik ve Kibir. Bencillik size sadece yoksunluğu ve yalnızlık senfonisini getirecektir. Ancak aynı senfoni her zaman dinlenmez. Çevrenizde sadece kendinden bahseden, kendi ve kendinden olanları öven birileri var ise uzaklaşırsınız ve onu dinliyormuş gibi yapar ama aslında başka bir yerler de olursunuz değil mi? Bir toplantıda sıra herkese gelmeli ve herkesten bahsedilmelidir. Böylece eşitlikten söz edilebilir. Dünya kimsenin etrafında dönmüyor, bilimsel olarak da kanıtlı söyleyebilirim ki; Dünya sadece kendisinin ve güneşin etrafında dönüyor bunu unutmayın.

Şaka

Dünyanın en zor işi olsa gerek şaka yapabilmek, şakayı anlayabilmek, şakanın altını aramamak, ya da altında yatanı anlayabilmek. Tek başına filmler kitaplar yapılmıştır şaka üstüne. Alt etmesi en zor hatadır şaka. Size söylenen sözün altında bir şey aradığınızda şayet yanılıyorsanız; yakınlarınız tarafından kolaylıkla paranoyak damgası yiyebilir uzaklaştırılabilirsiniz. İşin kötü yanı bunu sürekli yaparsanız konu paranoya ya doğru gerçekten gidebilir. Tabi bazı şakalar size aslında bir mesaj vermek üzere kurgulanmış olabilir, iş yaşamınızda genellikle karşınıza çıkar bunlar. Anlayabilmek için iletişim konusunda ustalaşmış olmak gerekir. Bunun en iyi yollarından birisi bol bol okumak olsa gerek, bir diğeri ise olabildiğince nazik ve şeffaf olmaktır. Çünkü karşınızdaki bireyler sizin şeffaflığa ve dürüstlüğe olan ilgi ve yatkınlığınızı gördüğünde kötü niyetli şakalar yapmaktan çekineceklerdir. Böylece sizde söylenenlerin altında bir şey aramak zorunda kalmaz, insanları olduğu gibi kabul edersiniz. Ve paranoya ile kendinizi üzmemenin en kolay yolu şu cümleden geçer; ‘’Cehalet En Büyük Erdemdir.’’

Tam Saatin De!

Dakik olun. Güvenilir olmanın en önemli merdiveni dakikliktir. Buradan kastım saniyeler ile hesaplama hastalığı değil tabi ki. Bir buluşmaya tam vaktinde gittiğinizde, o buluşmanın tekrarı geldiğinde karşınızdaki size +1 puanla gelecektir. Çünkü güvene 1 puan eklersiniz dakikalarınız sayesinde. Dakikliğin sırrı ise planlı olmaktan geçer. Dakik insanlar verdikleri sözlere sadık, yaptıkları planlara uygun şekilde hareket ederler. Böylece her şeye ayıracak vakitleri olur. Bunları önceden hesapladıkları için zamanlarını çok iyi kullanarak gün içerisinde birçok şey yaparlar. Evet, anı yaşayın, ama anınızı planlayın. Çünkü dünya bir plan üstüne kurulu, yaşamınızda öyle.

Aşk – İş – Para

Bu 3 önemli kelimeyi bir arada kullanmayın. Ayrı ayrı çok iyi yararlar getirebilirler. Ancak bir araya geldiklerinde para için iş aşkına dönüşürler, size işkoliklikten ve ileride de işsizlikten başka bir şey getirmezler. İşinizin sizden ve sevdiklerinizden önemli olmadığının bilincine varmalısınız. Hayatınızın çoğunu işinize arıyorsanız haliyle aşkınızı ve ya arkadaşlık ilişkilerinizi ihmal ediyorsunuzdur. Paranızı harcayacak birileri çevrenizde olmadığında, ya da yıllık izninizi yalnız geçirmek zorunda kaldığınızda hemen müdahale etmelisiniz bu duruma. Çünkü yalnız bir para sizi daha kötü yalnızlıklara sürükler, kumar vb. sahtelikler üzerine kurulu dünyaların sonu sizi bu 3 kelimeden alır, dünyanın sonuna götürür. Bu yüzden dünyanın en tehlikeli 3 kelimesini ayrı ayrı kullanın ve birbirinden bağımsız olarak yönetin.

 

About sterzi

Check Also

İçindeki çocuk senin başarındır

Günümüzde ki sıkıntılardan çıkıp kim çocukluğuna dönmek istemez ki? Gerçekten özgürce koştuğumuz, düştüğümüz, ağladığımız, güldüğümüz, ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>